Günlerdir aklımda o kadar çok şey varki yazmak istediğim... Bir yandan da isteksizlik... Günlerdir kendime olan bi şaşkınlığım var mesela, belki ayı bile bulmuş olabilir... Dolayısıyla yüzleşemiyoruz... Ne ben aynaya bakabiliyorum, ne aynadaki bana bakabiliyor... Ya aynadaki beni beğenmiyor ben onu beğeniyorum ya da beğeniyorda kendimi sevdiremiyorum...
Soyut soyut bir çok şekil; ben somutlaştırmaya çalıştıkça, yer edinemiyor... İkiside olmayan bir şey çıkıyor ortaya...Kalıplaşmış zamanlar içinde, hergün kalıplaşmamış birçok şey yapmak istiyorum... Dağları delmek, ansiklopediler devirmek, uçmak, güneşte oturmak, yüzmek, uzak kaldığım kumdan şekillerime selam vermek... Elim kolum bağlı, beni 10 Temmuza bağlayan; ama gittikçe ondan bağımsızlaştıran...
Bi yankı duymak istediğim... Bildiğiniz yankı işte... Yüksek tepelerden duyurup, sonra aynısını duyduğundan hani... Hani o anlayışlı yankı... Senin dilinden, senin sesini, kendi cevabıyla vermesi... Çünkü hiçbir ayna sizi olduğu gibi göstermez, sağınız solunuza karışır tıpkı elinizin ayağınıza dolaştığı gibi... Sonra hangi ses kaydı vardırki, sesinizi duyduğunuzda kulağınıza başka birinin sesi gibi gelmesin...
Ruhumun besin kaynaklarına bile dokunamıyorum.. Bari Moliere'nin Cimrisini bitirebilsem de görsem Harpagonun sonu ne olacak...