İzmir ilk defa bu kadar soğuk olmuş... Gerçekten çok soğuk... Buradaki insanlar atkı bere takmaz sanıyordum ben ama bıraksalar bebek tulumlarından alınıp gezinilesi... Şans...
Ama vapurda sıcak çay içmesi martılara simit atması çok romantik, kulaklığını takıp sahilde yürümesi, koca koca ışıklı caddelerde araba sürmesi, kalamar bira keyfi, bağıra çağıra gülmesi, la la lasti terazi lastik ali baba cimnastikte güzel, dışarda topuklularla tıkır tıkır, evde eşofmanlarla langır lungur yürümesi de güzel,kolları açıp kavak yelleri pozu vermesi de güzel, boyooouzz yemeside güzel, çekirdeğe çiğdem demesi de... Sonra gece kükürtlü sabunla yüz yıkaması da güzel... Sonra duşta soğuk suya yakalanması da güzel, üstelik sabunlu da kalmışken... Güzel işte...
Ama çok yokuşlu bi kent İzmir... Eve geçerken merdivenler çıkıyorsun... Uzun ve dik...
Ama Karşıyaka güzel İnciraltı güzel bi de bi yer daha vardı adını unuttum.. Alsancak daha kısmet olmadı... Ama güzel... Yıllar sonra buraya gelmesi ve ders çalışması güzel... Yarın sabah pazara gitmeye karar vermek güzel, saçlarını sarıya boyatmak güzel, nargilesi de güzel... Böyle oturup yalnızcana bir kitaba dalmak da güzel...
Ad, sıfat, zamir, zarf, edat bunlarda güzel... Güzel Okanı gece yarısı seyretmek... Yukarıda ki kadının çocuğuna bağırmasına sinirlenmek güzel... Güzel bir ev de perdelerin hiç kapanmaması... Ve sarılmak battaniyelere tembellik etmekte güzel...
9 eylül de güzel midir acaba? Değilse bakarız Kocaeli' ye... Güzel işte... Güzel...
Dolce Far Niente...
