Gerçek Bir Prenses etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gerçek Bir Prenses etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster


Saat biri bir geçer... Keçilerin bini bin para... Aman bire deryalar, kanlıca deryalar...



BEN: Ne! Ne bakıyorsun ?
KEÇİ: Ne var bakamaz mıyım ?
BEN: Bakamazsın!
KEÇİ: Bakıyorum işte ne olacak ?



Yok mu böyle zamanlarınız ?
Yoksa eğer bir ben mi deliyim...
Ne var gözlerim senin olduğun yerden bakmıyorsa... Suç mu?
Ne var yani sen doğal değilsen, suçlu muyum ?
Ne oldu şimdi bir adım önde miyim senden, ne önemi var ?



Ne diye bana boş laf ettirmek için uğraşırsınız, görüyorsun ya sevmiyorum...
Boş laf etmeye kalktın mı çuvallarım, söyledikleriminde hepsi benim olmaktan çıkar... Sonra bi de onlarla başa çıkarım...



KEÇİ: Senin olmaktan çıkan şeyler, nasıl senden çıkıyor?
BEN: Biraz öteye gitsene..
KEÇİ: Arıza mısın ?
BEN: Belki...



İnsanoğlu;



Yüzüne tükürseler senden kötüsü yok sanırsın, iki övgüyle senden iyisi... Nasıl bir ego bu ? Hamurdan mı? Egolarınızın içine peynir koysam, karnınız doyar mı peki?

Saat 2 olmuş... Keçilere birde sivrisinek eklenmişki... 2bini 2lira..  Şu öpüpte prense dönüşmeyen kurbağalar; bari şu sinekleri silse süpürse de, birde sinek vızıltılarıyla uğraşmasak...

Benim keçiler müziğin sesiyle yola geldiler.. Sinekleri de ışığa çekti mi, kim demiş boş konuşan kurbağalara ihtiyaç var diye... 
 


 


edit post