- Damla o bardakla içme .. Onların yıkanması çok zor, makinaya da sığmıyor .
- Tamam anne, ben yıkarım ..
- Tamam anne, ben yıkarım ..
Güzel bardaklarla ve kocaman tabaklarla yemek yemeyi seviyorum, nar ekşisini ve fesleğinide çok seviyorum.. Kendime değer vermeyi ve değerli olan her şeyi sonuna kadar kendim için harcamayı seviyorum.. Seviyorum midye dolmasını ve midye tavayı.. Ekşiyi, acıyı, tatlıyı hepsini kendim için seviyorum.. Bu şarkıyı çok seviyorum ....‘’ Estranha Forma de Vida ’’ ....
Yolculuk anlarını da çok seviyorum sanki gidip gelirken büyüyorum.. Geldiğim zaman gittiğim gibi olmadığım hallerimi ve gittiğim zaman burda olmadığım hallerimi seviyorum... Bıraktığım dağınıklığı, gelince toplamayı seviyorum.. Velhasıl değişikliği çok seviyorum.. Seviyorum eşyaların yeriyle oynamayı, seviyorum kocaman mumları ve saatleri.. Seviyorum küçük bufırımı.. Onun rüzgarını yüreğimde hissetmeyi.. Çin yazılı tabaklarımı, kandil mumlarımı, adını Adem ile Havva koyduklarımı; ikisinin birbirini körüklediği ve söndürdüğü anları izlemeyi, en çok onları seviyorum... Çok parçalı Puzzle’ lar yapmayı da seviyorum, sabrı öğreniyorum, hayata çok benzetiyorum, bazen olmaz dediğin parçalar pıt diye yerine oturuyor ya ,ya da, eline çok kere alıp alıp bıraktığın parçanın, her nedense bu defa nasıl yerine şimdi oturmayı kabullendiğini anlamayışımı çok seviyorum.. Eşyalara anlam yüklemeyi seviyorum.. Benim olan her şeye değer veriyorum, kendimden ötürü... Şapkalarımı seviyorum, her askıda birinin olmasını, hepsine ayrı değer vermeyi seviyorum.. Komik ama seviyorum...
Bir de kendimi çok seviyorum .. Pes etmeyişlerimi, kendime bakışımı seviyorum, hatalarımı bazen bile bile yapmayı seviyorum, tanımayı kendimi, bir şey yapıyorsam vardır bir bildiğim demeyi seviyorum.. Kendime inanıyorum, tüm insanlara inanmayı sevdiğim gibi.. Bir de işte tam bittim dediğim noktalarda, içimden gelen o gücü seviyorum.. Şahlanmayı... En mutsuz ve umutsuz olduğum zamanlarda, bütün dünya benimmiş gibi yürümeyi seviyorum... Sonra bir bakıyorum umutlar mutluluklar gelmiş ayağıma dolanmış.. Gelin diyorum sizleride çok seviyorum... Zıtlıklarımı seviyorum... Tarzımı, tavrımı... Bazen insanları anlamsız yere hoş görmeyi, bazende ani kırıcı çıkışlarımı...
Bulutları seviyorum, birde en çok yağmur yağarken veya yağdıktan hemen sonra güneşin çıktığı havaları çoooook ama çooook seviyorum...İşin açığı, şu yalnızlık varya en çok onu seviyorum, küstahlık belki ama, benzettiklerimin, bazen bana benzemeyişlerini görmeyi seviyorum, eee o kadarda olmasınlar değil mi ? Kim bulabilmişki, kim kaybetsin beni :) Bir de bazı durumlarda Başak Boran Oksal’ın oynadığı bir tiyatro oyunda ‘’ Hah ..’’ demesi gibi ‘’ Hah ‘’ demeye bayılıyorum... :) :) :) Gülüyorum çünkü gülmeyi de çok seviyorum...
