Toprak.

30.11.10




Bir sinirle açtım blogumu. Gerçekten koşa koşa açtım. Ağlama duvarı burası. Gerçekten beyaz bir duvar, gözyaşlarım da mürekkebim. O yüzden tanıdığım insanların her birinden kaçırdım, blogumu. Hiç açığa vermedim. Burda yeni bir sürü sayfa açtım kendime, kendi kendime. Yeni yeni sayfalar sevdim, hayatın romanından kaçan başka kahramanlar tanıdım. Gerçek kahramanlar. Politik olmayan. Her şey gerçek. O yüzden bulaştırmadım başkalarını. İstemedim izleyecim çok olsun. Ve burda normal hayattan uzak bir serüven kurmuş olmayı, sırtımda bir yük taşımadan yürümeyi sevdim.

Keşke her şeyi açık açık anlatabilseydim. Ama bilirim ki geçmez, anlatınca hep hep daha çoğalır kötü olan şeyler. Ama ben bundan sıkıldım. Kaskafandan sıkıldım. Sorumsuzluklarından sıkıldım. Ben senin Uranüsünden de sıkıldım. Senin açıklarını kapamaktan; bir benken, iki kişi olmak, birde sen yaratmak zorunda kaldığım hallerden de sıkıldım. Senden gitmişken, kalmışım gibi davranmandan da sıkıldım. Merkantilist olmayan toprağında, altın olmaktan sıkıldım. Değerimden vermek zorunda olmamdan, kendimi yontmaktan ve içimden bakır çıkmayacağını bile bile mutluluk için, sözde anlayış için kendimi yontmaktan sıkıldım. Baksana sen bana, benim bakır olmam gerçekten zor, ama sen o koca kafanı altın suyuna batırmalısın bence. Çünkü ben eremeyeceğim sana. Kemiğide yonttuk mu bir şey kalmayacak çünkü. Biliyor musun gidiyorum ben. Uranüsünle her ne saçma şey yapacaksanız yalnız yapmalısınız.

Bu sıkkın gün için bir fikrim var sevgili blog, telefonumu kapamak istiyorum bugün. Ve birkaç gün belki. Duş alıp, evden çıkmak ve bugün yalnız bir şeyler yapmak istiyorum. Yalnız bir filme gitmek.. Yanlız alışveriş yapmak.. Belki bi sigara yakmak... Uzak kalmak istiyorum. Bir süre kendi toprağım ve kendi gezegenimle başıboş olmak, herhangi bir şey düşünmemek istiyorum. Suya, ateşe ve havaya karışmadan, toprak toprak kalmak istiyorum.

Allah aşkına bozuk saat bile, günde 2 kere doğruyu gösterir. Sende en azından 2 kere doğruyu göstersene !

Ve MAHREM'DEN kısa iki paragraf:

'' Derler ki, aşk da unutulurmuş her şey gibi. Hem de yaşanıp bittikten, soğuyup küllendikten sonra değil, tam da dolu dizgin devam ederken unutulabilirmiş aşk. Neyse ki Zühre yıldızı varmış göğün üçüncü katında. Halen aşık olup olmadıklarını ve eğer aşıklarsa kime aşık olduklarını hatırlamayanlar, göğün üçüncü katına çıkıp, Zühre yıldızının elindeki aşk aynasına bakarlarmış. Baktıklarında gördükleri yüz , aşık oldukları kişinin yüzü olurmuş.
Derler ki, bazıları sadece zifiri karanlık görürmüş aynada. Böylelerinin hafızalarından şüphe etmeleri yersizmiş. Çünkü tekleyen hafızaları değil, aslında yürekleriymiş. ''


edit post

4 Reply to "Toprak."

  • Adsız on 30.11.10

    Oooo kızmışız hem de çok kızmışız.Vallahi kim kızdırmışsa acıdım ona.Fena çizdirmiş karizmasını.Rahatlamak için yapılacakları da sıralamışsın madem.Hayırlı yolculuklar dilerim.Ama bu iç yolculukda çok uzun kalıpta bizi merakta bırakma.

     

    minimalist on 1.12.10

    hepsi iyi hoş da Momo; ben "hiç bir şey düşünmemek istiyorum" diyorsun ya...mümkün mü? gerçekten...insan başarabilir mi? tek başınayken...düşünmemek... hiçbirşey; boşluk...isterdim çok.

    Neyse bir şey söyleyeceğim; buaralar "Momo"yu okuyorum ve okurken de seni görüyorum :)))

     

    minimalist on 3.12.10

    hayatım; benim blog listemde "içimden çağlayanlar" diye bir blog var;sevgili Müge'nin blogu.
    Bi bakmanı öneririm...tiyatroyla ilgileniyor da.

     

    m o m o on 6.12.10

    Minimalist, teşekkür ediyorum pek çok.. Yarın ayık kafayla ilk işim bakmak olacak..

     
  •