Kütüphanemin önünde, ciğer arayan bir kedi gibi dolanmaktayım... Bir yukarı, bir aşağı bakmaktayım...

Okuduklarımdan bir şey aramaktayım; ama ne olduğunu pek tabii bende bilmiyorum...
Zaman zaman geliyor bu nöbet... Ruh halim aradan bir kitap seçiyor ve bakıyor o zamanki ruh halimle neler serpiştirmişim satır aralarına...

Kitabı aldığım o gün neler yaşamışım, hemen bakıyorum ilk sayfasına... Kitabı okurken ne yemek istemişim, neye kızmışım, neresini tecrübe edinmişim :) Neyin altını, neyin üstünü çizmişim...

O yüzden sevgili arkadaşlarıma bir türlü söyleyemediğim bir şeyi, burdan itiraf etmek istiyorum... Lütfennnn benden kitap istemeyin ! Ben bir kitap cimrisiyim.. Hatta mümkünse alıp karıştırmayın... Aman ne olacak getiririz, demeyin yahu demeyin... Para, eşya, aklınıza gelebilecek maddi olan her şeyi isteyebilirsiniz benden, birbiri yanına oturmuş camdan çocuklara ellemeyin :)

Neyse günün itirafını yaptıysak bugün elime geçen, okumuş olduğum bir kitaba değinmek istedim.. Şebnem'in tavsiyesiyle aldığım, okuduğum tarzdan çok farklı olan bu kitapta su kristallerinden bahsediyor...

''Suyun söylenen sözlere, hissedilen duygulara, gösterilen görüntülere ve dinletilen müziğe göre nasıl değişim gösterdiğini, birbirnden muhteşem su kristali fotoğraflarıyla göz önüne seriyor '' *

İçerisinde bir çok su kristali fotoğrafı var.. Mesela suya ' yaz ' diye seslendiğinde oluşan su kristaliyle, ' kış ' diye seslendiğinizde oluşan su kristallerine bakıp kalakalıyorsunuz..

Bilgisayar, televizyon, cep telefonu dediğinizde, bu güzelim su kristalleri şekillerini tamamlayamayarak dağılıyor..

Ya da ' melek ' dediğinizde olağanüstü bir şekil varken, ' şeytan ' dediğinizde su boncukları dağılıveriyor...

Japonca bir şarkıyla ' hadi yapalım ' diye söylenmiş ve öte yandan ' yap hadi! ' diye emredilmiş su kristallerinin görüntüsüne, insanın inanası gelmiyor...

Su bile dilimizden anlıyor... Ve gerçekten sözcüklerin bir gücü var...

Ve... Hiçbir su kristali birbirinin aynı değil !!!

Tüm bunlardan sonra aklıma hep merak ettiğim bir soru geliyor,
sözcüklere adını nasıl verdik ? Neden ağaca ağaç dedik, ateşe ateş...
Kaleme kalem...
Kim verdi bu isimleri; konuşmayı yeni öğrenen o neslin insanlarına, maddeden şeyler nasıl seslendi ?

* Bu kısım kitap arka kapağından alıntıdır.



edit post

3 Reply to "Su kristalleri..."

  • minimalist on 11.11.10

    güzel bir itiraf Momocum; zaten bu blog iyi ki var söyleyemediğimiz, yüzyüze paylaşamadığımız birçok düşüncemizi haykırıyoruz; rahatlıyoruz biraz da terapi görevi görüyor :)) Kİtap konusunda sana katılıyorum kesinlikle...Su kristalleri ile ilgili bir araştırma buna benzer seneler önce okumuştum çok enteresan gelmişti bana da...

     

    Adsız on 11.11.10

    Kelimelere nasıl isim verildi deyince sen aklıma "Hacivatla Karagöz" filminden bir kare geldi.Hani sayıları anlatan kısım. Serçe parmak serçe kuşundan "pııır" yani "bir", yüzük parmak onun "eki" yani "iki", orta parmak "uç" yani üç, işaret parmak "dürt(dürtmekten)" yani "dört", baş parmak "baş" yani "beş". İşte böyle biliyorsundur muhtemelen ama benim çok hoşuma gidiyor.Çocuklara sayı öğretmek için hep bunu yapıyorum.Sevgilerimle.

     

    m o m o on 13.11.10

    Sevgili su kristallerim Minim ve Gezginim;

    size, daha önce hiç, sizi çok sevdiğimi söylemiş miydim ?

     
  •